19 Temmuz 2011 Salı

UÇURTMA



benim hiç uçurtmam olmadı. yaldır yaldır rüzgara salamadım, salsamda okadar kuvvetli koşamazdım.


en sevdiğim oyuncak uçurtma ama sahip olamadım diye değil, kıskandığımdan. gökyüzüyle sarmaş dolaş olabilecek kadar cesurken, yeryüzüne bağlı kaldığı için ... gökyüzüne olan aşkı ipin ucundakine ihanet ettirmediği için. arada rüzgarın hezimetine uğrasada karşı koymayı bildiği için. yani çoğu kimsenin olmayı beceremediği kadar insansı yanları olduğu için.


bana göre uçurtma harika bişey. sihir gibi... çalışmayan kafamın en sevdiğim tarafı bu! mantıklı açıklamasını öğrenmek istemedim hiç. umurumda değil teoride hangi sebeplerle havada kaldığı. ben ipine olan sadakatine bakarım. gökyüzündeki asi duruşuna... rüzgara yenilmeyişine yada bazen hezimetine bakarım... banane çıtalarının açısal dengesinin verdiği zımbırtıdan. ben beni gülümsetebildiği yere bakarım.


uçurtma kadar denge kurabilmeyi isterdim şu kıçıkırık hayatta. ipimi tutanla gökyüzüm arasında bi denge kuramadım. ya hep uçtum en cesur aptallığımla ya da hep ipimin sahibine sağdık kalıp dizinin dibinde oturdum. hep çizinin kıyısını köşesini sevdim. çizgide yürümeyi beceremedim. aykırılığın verdiği kekremsi tadı sevdim belkide. çok başka olmalıydı benim hayat karşısındaki duruşum. herkesleşmemeliydim. bi müddet sonra fark ettim ki kimse birbirinin aynısı değilmiş. aynası hiç değilmiş. o anda bıraktım numaradan duruşumu, kendim gibi oldum ve evet gerçek fark buydu. ben kendimdim hiç bi baskı altında kalmadan.


tüm insanlar cama hohladığında aynıdır ama ortaya çıkan buharın üzerine parmağınızı bastırdığınız an farklılaşırsınız herkesten. bu sizin özel olduğunuzun en büyük kanıtıdır belkide. ama birçoğumuz bu farkındalığın farkına varmadan dünyanın altını üstüne tercih eder, bi dualık vakitte. ve kimbilir bu dikey hareketliliğe bir dualık vakit kalmıştır belkide. hayata güvenmiyorum çünkü beni çok ciddiye alıyor. alıp götürecek kadar hemde... buyüzden çekingenliklerimi bir tarafa attım hep. hep sahneye atladım, oyuna katıldım ve uğruna değecek kavgalara atıldım. aslında uğruna değecek bi kavga varmıdır ondanda emin değilim ama insan bişeyler uğruna yorulmalıdır ya bende öyle yaptım. hiçbi kazancım olmadı belki ama paslanmadım. ben kaybettiğim oyunları bile uzun vadede kazandım. buyüzden biliyorum ki hayat benden erken vazgeçmeyi göze alabilir. gelecek planlarımı siyah bi torbaya tıkıp başkalarına devredebilir. buyüzden kimse bana yarından bahsetmesin işte. yarının güvencesini vermesin kendi güvencesi yokken. ya da yüreği yoksa uçurtma kadar sevmesin.. bu kıçıkırık çok uzadı. dağılmadan bitsin!






HAZİRAN 2011

Hiç yorum yok: