20 Şubat 2013 Çarşamba

buçuktan kırkbeş

gün öğle saatleriyle dudak dudağa. ben hala ayılamamış bir halde gözlerimi ovuştura ovuştura evin içinde geziniyorum. çıplak ayaklarım soğuk zemine değince irkildim bi an. '' aha bak yaşıyorum'' dedim. irkilmek yaşamak ya! bomboş yaşıyorum. suya bırakılmış çiçek yaşarlığı...
bir elim klavyede, öteki çay fincanıyla sarmaş dolaş bir aşk yaşıyor. gözlerim burada gibi ama değil de. kulaklarım hep aynı Ezgi'de, günü gününe. ben bir şey yaptım. yalanlı bir şey. kangren olmuş parçamı kestim. hiçliğimi benlikten kurtardım. kararsızlıktan yeğ olan karar...
eksiğiyle fazlasıyla kırkdörtbuçuktan kırkbeş bir hayatın içindeyim. bir noktanın nelere kadir olduğunu kompozisyon sınavlarından beri bilirim. iyisiyle kötüsüyle çok yazılıp az yaşanmış bir hikayeye nokta olmuş bir mürekkep damlacığının hikayesini belki bir gün uzun uzun anlatabilirim.
Hak mıyım yoksa hakka giren mi bilemedim ama '' Hak'tan gayrı değilim''

Hiç yorum yok: