saat 02.03 yani birinin beni düşünme ihtimalini düşünmeme bi dakika geç kalmışım. aptal hayaller kurabilirdim oysa ki. hava sıcak gibi, hani bu yapış yapış olmayan sıcaklardan. pencere hafif aralık, rüzgar dokunsun diye. hani şu filmlerde uçuşan parlak saçlı kız hikayesindeki gibi. azönce bi adam bağırarak telefonda konuştu.'' heey adamım kes sesini kediler seni dinlemek zorunda değil ''demeyi dilerdim. yani bi amerikan kovboy filminde olsaydım ve kafamdan uçmayacak bi kovboy şapkası, yazlık çizmeler (!) falan. senaryo sıradan ama iyi. yani geceyi ucu ucuna kurtarır. yani lafı ordan alıp noktalama işaretlerine getirmeyi istemezdim ama bazen noktalama işaretlerini sevmiyorum. hızı kesmek için gereksiz yere yüksek yapılmış kasis gibi bazen noktalama işaretleri. bazen de bel kemikleri cümlelerin. bazen yıldızlar bile noktalama işareti sonunu görmediğimiz hayatlar için. insanlar diyorlar doğar, büyür, yaşar ve ölür diyorlar. saçma! insanlar ölmek üzere doğar ve yaşadığını anlamaya başladıkları zamanda ölürler ve doğumla ölüm arasındaki ayrıntılardır insanı insan yapanlar. benzer cümleleri shakespeare de kurmuş olabilir belki. ya da bir başka akımın efendisi. sonuçta hepimiz beynimizi belli bir oranda kullanıyoruz ve oranlar aşağı yukarı aynı. ve en komiği bence belli oranda kullanılan beyinlere sahip olmamıza rağmen mükemmel eşittir insan tabirini kullanan gündüz kuşağı kadın programı uzmanları. ve ordan oraya atlamanın dayanılmaz hafifliğiyle uykuya dalar bu kendini tanrıça sanan insan yavrusu.
sevgiyle...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder