5 Eylül 2013 Perşembe

Mevsimime Değmeyin

          sizi bilmem ama bize sonbahar geldi. hatta biraz kışa öykünmüş olacak ki o güzel şiirlerde adı geçen o sünük ince hırkaları pas geçip direk olarak hepimize kabanlar, montlar, gocuklar giydirdi. galiba gelinlik kızlar gibi naza çekiyor kendini. tamam mevsim, üzülme! ben seni böyle de çok seviyorum. bak mesela ben sana bu satırları yazarken fonda Hozan Beşir Mamak'ın sonbaharından bahis açıyor. Samsun asfaltını da gördük dünya gözüyle. neyse, neyse o başka bir mesele.
          çay ve kahve yönünden de zengin bir mevsim sonbahar. zaten halinde de üstüne çay dökülmüş hissi var. hem puslu hem sepya bir fotoğrafa bakıyorum balkona ne zaman çıksam. annesinden gizli dondurma yiyen ve sırf bu yüzden çabuk çabuk yiyen çocuklar görüyorum. evet devir değişiyor belki ama hala bisiklet tepesinde sümüğünü koluna silen çocuklar bu evrenin bir yerlerinde düz yolda ellerini bırakıp caka satıyor. çocukları seviyorum, uzaktan.
          ruhumda derin olmayan çizikler var. bu bahar iyileşecek biliyorum. evlat edindiğim ölü kelebeğim cam muhafazasından sıkıldı, toprağına sarılacak bu bahar. hele bir ağaçlarda yüzünü dökmeye başlasın, posta kutularında dostlarımın mektuplar açacak çiçekler gibi. öbürlerini pek tanımasam da biliyorum, mevsimlerin de ruhu var.

Hiç yorum yok: